BU YARIŞI ARTIK SONLANDIRALIM Firmalar arasında yaşanan yıkıcı ve haksız rekabet maalesef taşımacılık sektörünün en büyük düşmanlarından biri haline geldi. Bu durum yalnızca rekabet eden tarafları değil, tüm sektörü olumsuz yönde etkilemekte. Artık bu sorun dayanılmaz bir noktaya ulaştı. "Zararın neresinden dönülse kârdır" anlayışıyla bu anlamsız yarışı sonlandırmak hepimizin ortak sorumluluğu olmalıdır. Düşünün, kişiler arasındaki anlaşmazlıklar yüzünden fiyatlar düşürülüyor; ticarette böyle bir yaklaşımın yeri var mı? Ancak ne yazık ki bu gerçeği kimseye anlatamıyoruz. Herkes başkalarını eleştirmek yerine dönüp önce kendine bakmalı. İnsanların, hatalarını görmek ve kendilerini düzeltmek için şapkalarını önlerine koyma vakti geldi. Bu yaklaşım, yalnızca bireylerin değil, tüm sektörün faydasına olacaktır. . Eğer bu fırsat kaçarsa, sektörün geleceği oldukça karamsar olabilir.
OTOBÜS TAŞIMACILIĞINI ZOR GÜNLER BEKLİYOR Son 20 yıl içinde taşımacılık sektörünün diğer alanlarındaki büyüme oranları dikkat çekici bir şekilde artarken karayolu yolcu taşımacılığı ciddi bir gerileme yaşamıştır. Havayolu taşımacılığı yolcu sayısını 7 milyonla 90 milyona çıkarırken demiryolu taşımacılığı da 77 milyondan 180 milyona yükselmiştir. Aynı dönemde motorlu taşıt ve otomobil sayılarındaki artış da gözle görülür derecede büyümüştür: 8 milyon olan motorlu taşıt sayısı 24 milyona, 4,6 milyon olan otomobil sayısı ise 13,5 milyona ulaşmıştır fakat karayolu yolcu taşımacılığı 220 milyon yolcudan 185 milyona düşmüştür. Bu veriler sektördeki daralmanın ana sebeplerinin artan bireysel otomobil kullanımı ve havayolu ile demiryolu taşımacılığındaki hızlı büyüme olduğunu açıkça gözler önüne sermektedir. Karayolu taşımacılığının gerilemesi, otobüsçünün sektördeki değişen dinamiklere ayak uyduramaması ve "yerinde saymanın" bir sonucu olmuştur. Eğer bu alanda köklü bir değişim ve dönüşüm yapılmazsa önümüzdeki yıllarda karayolu taşımacılığı daha da zor duruma düşebilir.
GELİR KALEMLERİMİZ CİDDİ ORANDA AZALDI Yolcu sayılarındaki bu düşüş işletme giderlerindeki hızlı artışlarla birleşerek karayolu taşımacılığını son derece zorlu bir sürecin içine itmiştir. Akaryakıt, personel maaşları, köprü geçiş ücretleri ve otogar çıkış maliyetlerinde yaşanan ciddi artışlar sektördeki kar marjlarını neredeyse yok denecek kadar azaltmıştır. Ancak ne yazık ki sektör bu değişimlere ayak uydurmakta güçlük çekmekte ve uzun yıllara dayanan köklü alışkanlıklarından vazgeçememektedir. Geçmişin alışıldık iş yapış biçimleri bugünün gereksinimlerini karşılamakta yetersiz kalmaktadır. Daralan pazar, sınırlı kapasite ve giderek ağırlaşan borç yükü özellikle 2025 yılında sektörün çok daha çetin koşullarla yüzleşeceğinin habercisidir. Bu nedenle artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını kabul ederek sektör paydaşları olarak ortak bir vizyon ve geleceğe yönelik bir plan oluşturmamız bir zorunluluk haline gelmiştir.
BİZİ TEMSİL EDECEK GERÇEK STK’LERE İHTİYACIMIZ VAR Sektörü bu zorlu koşullardan çıkaracak en önemli adım hükümet ve kamu kurumları nezdinde kabul görebilecek güçlü, etkili ve gerçek anlamda sektörü temsil edebilecek sivil toplum kuruluşlarının varlığıdır. Bunun gerçekleşmesi ise firma sahipleri ve üst düzey yöneticilerin sorumluluk alarak bu süreçlere aktif katılımıyla mümkün olacaktır. Karar alma süreçlerinde, sektörün yükünü çeken patronların ve paydaşların masada olması şarttır. Ayrıca sektörün kısa, orta ve uzun vadeli planlamalarının yapılması, bu taleplerin ticaret odaları, birlikler ve diğer sektör temsilcileri aracılığıyla hükümete etkin bir şekilde iletilmesi gerekmektedir.
ÇEKİRDEKTEN YETİŞEN KAPTAN KALMADI Sektörün en büyük sıkıntılarından biri otobüs kaptanlığı mesleğinde yaşanan derin krizdir. Çekirdekten yetişen kaptanların azalması ve muavinlik sisteminin sona ermesi sektörü zor durumda bırakmaktadır. Yüksekokullardan mezun olan kaptan adaylarının ise şehirlerarası otobüs kaptanlığını tercih etmemesi mesleğin geleceğini tehlikeye atmaktadır. Bunun başlıca nedeni mesleğin zorluğuna kıyasla tatmin edici bir gelir sağlamaması diyebilirim. Ne yazık ki bu şartlar altında firmalar hizmet kalitesinden taviz vermekte ve mesleğin cazibesini yitirmesine sebep olmaktadır. Avrupa’da olduğu gibi kaptanlık mesleğinin artık bir devlet meselesi olarak ele alınması gerekmekte. Mesleğin korunması için hükümetin de taşımacılık sektörüne maddi ve manevi destek sağlaması şart. Firmalar da bu süreçte sorumluluk almalı ancak kaptanlık mesleğinin korunması yalnızca taşımacıların çabasıyla sağlanamaz!
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Yolcu Kaybeden Tek Taşıma Modu “OTOBÜS”
BU YARIŞI ARTIK SONLANDIRALIM
Firmalar arasında yaşanan yıkıcı ve haksız rekabet maalesef taşımacılık sektörünün en büyük düşmanlarından biri haline geldi. Bu durum yalnızca rekabet eden tarafları değil, tüm sektörü olumsuz yönde etkilemekte. Artık bu sorun dayanılmaz bir noktaya ulaştı. "Zararın neresinden dönülse kârdır" anlayışıyla bu anlamsız yarışı sonlandırmak hepimizin ortak sorumluluğu olmalıdır. Düşünün, kişiler arasındaki anlaşmazlıklar yüzünden fiyatlar düşürülüyor; ticarette böyle bir yaklaşımın yeri var mı? Ancak ne yazık ki bu gerçeği kimseye anlatamıyoruz. Herkes başkalarını eleştirmek yerine dönüp önce kendine bakmalı. İnsanların, hatalarını görmek ve kendilerini düzeltmek için şapkalarını önlerine koyma vakti geldi. Bu yaklaşım, yalnızca bireylerin değil, tüm sektörün faydasına olacaktır. . Eğer bu fırsat kaçarsa, sektörün geleceği oldukça karamsar olabilir.
OTOBÜS TAŞIMACILIĞINI ZOR GÜNLER BEKLİYOR
Son 20 yıl içinde taşımacılık sektörünün diğer alanlarındaki büyüme oranları dikkat çekici bir şekilde artarken karayolu yolcu taşımacılığı ciddi bir gerileme yaşamıştır. Havayolu taşımacılığı yolcu sayısını 7 milyonla 90 milyona çıkarırken demiryolu taşımacılığı da 77 milyondan 180 milyona yükselmiştir. Aynı dönemde motorlu taşıt ve otomobil sayılarındaki artış da gözle görülür derecede büyümüştür: 8 milyon olan motorlu taşıt sayısı 24 milyona, 4,6 milyon olan otomobil sayısı ise 13,5 milyona ulaşmıştır fakat karayolu yolcu taşımacılığı 220 milyon yolcudan 185 milyona düşmüştür. Bu veriler sektördeki daralmanın ana sebeplerinin artan bireysel otomobil kullanımı ve havayolu ile demiryolu taşımacılığındaki hızlı büyüme olduğunu açıkça gözler önüne sermektedir. Karayolu taşımacılığının gerilemesi, otobüsçünün sektördeki değişen dinamiklere ayak uyduramaması ve "yerinde saymanın" bir sonucu olmuştur. Eğer bu alanda köklü bir değişim ve dönüşüm yapılmazsa önümüzdeki yıllarda karayolu taşımacılığı daha da zor duruma düşebilir.
GELİR KALEMLERİMİZ CİDDİ ORANDA AZALDI
Yolcu sayılarındaki bu düşüş işletme giderlerindeki hızlı artışlarla birleşerek karayolu taşımacılığını son derece zorlu bir sürecin içine itmiştir. Akaryakıt, personel maaşları, köprü geçiş ücretleri ve otogar çıkış maliyetlerinde yaşanan ciddi artışlar sektördeki kar marjlarını neredeyse yok denecek kadar azaltmıştır. Ancak ne yazık ki sektör bu değişimlere ayak uydurmakta güçlük çekmekte ve uzun yıllara dayanan köklü alışkanlıklarından vazgeçememektedir. Geçmişin alışıldık iş yapış biçimleri bugünün gereksinimlerini karşılamakta yetersiz kalmaktadır. Daralan pazar, sınırlı kapasite ve giderek ağırlaşan borç yükü özellikle 2025 yılında sektörün çok daha çetin koşullarla yüzleşeceğinin habercisidir. Bu nedenle artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını kabul ederek sektör paydaşları olarak ortak bir vizyon ve geleceğe yönelik bir plan oluşturmamız bir zorunluluk haline gelmiştir.
BİZİ TEMSİL EDECEK GERÇEK STK’LERE İHTİYACIMIZ VAR
Sektörü bu zorlu koşullardan çıkaracak en önemli adım hükümet ve kamu kurumları nezdinde kabul görebilecek güçlü, etkili ve gerçek anlamda sektörü temsil edebilecek sivil toplum kuruluşlarının varlığıdır. Bunun gerçekleşmesi ise firma sahipleri ve üst düzey yöneticilerin sorumluluk alarak bu süreçlere aktif katılımıyla mümkün olacaktır. Karar alma süreçlerinde, sektörün yükünü çeken patronların ve paydaşların masada olması şarttır.
Ayrıca sektörün kısa, orta ve uzun vadeli planlamalarının yapılması, bu taleplerin ticaret odaları, birlikler ve diğer sektör temsilcileri aracılığıyla hükümete etkin bir şekilde iletilmesi gerekmektedir.
ÇEKİRDEKTEN YETİŞEN KAPTAN KALMADI
Sektörün en büyük sıkıntılarından biri otobüs kaptanlığı mesleğinde yaşanan derin krizdir. Çekirdekten yetişen kaptanların azalması ve muavinlik sisteminin sona ermesi sektörü zor durumda bırakmaktadır. Yüksekokullardan mezun olan kaptan adaylarının ise şehirlerarası otobüs kaptanlığını tercih etmemesi mesleğin geleceğini tehlikeye atmaktadır. Bunun başlıca nedeni mesleğin zorluğuna kıyasla tatmin edici bir gelir sağlamaması diyebilirim.
Ne yazık ki bu şartlar altında firmalar hizmet kalitesinden taviz vermekte ve mesleğin cazibesini yitirmesine sebep olmaktadır. Avrupa’da olduğu gibi kaptanlık mesleğinin artık bir devlet meselesi olarak ele alınması gerekmekte. Mesleğin korunması için hükümetin de taşımacılık sektörüne maddi ve manevi destek sağlaması şart. Firmalar da bu süreçte sorumluluk almalı ancak kaptanlık mesleğinin korunması yalnızca taşımacıların çabasıyla sağlanamaz!
En Çok Okunan Haberler